Bize verilmiş ömür denilen sermayeyi bozdurup bozdurup harcıyoruz.Ne olurdu insanlar yalansız ,riyasız sevgiyi tüketmeden saygıyı kaybetmeden yaşasalar..Ne dersiniz şansımız ne kadar olabilir bu anlamda.Hayatı tüketmek için acele ettiğimiz takvim yapraklarını rutin bir şekilde okadar hızla çeviriyoruz ki..Yaşamın içine dalarak gönüllü olarak uzaktan bir bakış attığımızda, neler hissediyoruz? İnsafsızca dönen hayat çarkında bu hayatın ne kadarı bizim,yada bizim yaşantımız için verilmiş kararlar adına yerimize başkalarımı yaşamış.Kimbilir belkide biz başkalarının yerine..Geçmişe baktığımızda duyulan pişmanlıkların yapılan hataların bizi hiçte üzmediğini aslında yaşanılan her olayda ders aldığımızı görürüz.
Affetmek ve affedilmek kavramlarının ne demek olduğunu affetmenin ve afedilmenin gerçekten bizlere yeni insanlar kazandırdığını fark etmeyiz bile.Yaşanılanlar bizimdi..Başkaları bizi kırdıktan sonra yada başkalarını biz kırdıktan sonra dilenilen özrün aslında bizi gerçek anlamda biz yaptığını anlamalıyız.Kaçırılan fırsatların yerine yepyeni fırsatların doğduğunu ve bizi beklediğini görmeliyiz.
Hayata gözlerimizi açtığımız zaman daha ilk öğrendiğimiz "Sevmek" Değilmidir ? Annemizin tenini isteriz nasılda ciyak ciyak ağlarız onun kucağında olup sevgisini hissetmek için.Sevmek ve sevilmek için yaratıldığımızı daha bebek iken anlarız biliriz.Ben mutluluğun öyle çokta zor yakalanan birşey olmadığını mutlu olmanın bir fotoğraf karesini yakalamak kadar kolay olduğunu anladım.Büyük ünlü Düşünür Mevlana'nın anlamlı güzel bir lafı..Derki Mevlana " Neyi arıyorsan sen O'sundur " Bu değerli sözü unutmamak gerekir diye düşünüyorum.
En önemlisi ise söylenilen kelimelerin bir yerden sonra insan hayatında bir anlam ifade etmediklerini,gözlerin kelimeler karşısındaki gerçeğini,onların asla yalan söylemediklerini biliyorum.Sen benim için değerlisin kelimesinin verilecek en büyük hediye olduğunu buldum.
Hayatta iki şık vardır ya tozu dumana katarsın yada tozu dumanı yutarsın.Esen kalın.