Guatr hastalığı ve tedavisi

|
Guatr hastalığı ülkemizde çok yaygın bir hastalık olduğu kadar aynı zamanla erken teşhisin çok hayati önem taşıdığı bir hastalık.
Guatr
Tiroid bezinin büyümesi sonucu ortaya çıkan ve boynun ortasında, yutkundukça aşağı yukarı hareket eden şişlikle kendini belli eden bu hastalığa guşa veya cedre de denir. Tıp dilindeki adı strumadır. guatr, özellikle geceleri nefes darlığı yapar. Bazen de rahatsız edici öksürüklere neden olur. İki çeşit guatr vardır. Basit guatr : Bu çeşit guatrda tiroid bezi balon gibi şişer. Nedeni alınan iyotun yetersiz olmasıdır. Dağlık bölgelerde oturanlarda, ergenlik yaşlarında ve hamilelerde çok görülür.
Yumrulu Guatr
Bu çeşit guatrda, tiroid bezinin iki yanında kabarıklık veya üzüm salkımını andıran şişlikler görülür. Her iki çeşit guatrda da endişelenecek bir durum yoktur. Ancak tedaviye erken başlamak gerekir. Yemeklerde iyotlu tuz kullanmak, mümkün olduğu kadar çok balık, pırasa, kuru erik, yumurta, taze fasulye, pazı, soğan, sarmısak, dut veya dut kurusu, havuç yemek; inek sütü, erik hoşafı, ve havuç suyu içmek çok faydalıdır. Ayrıca kabız olmamaya gayret etmek gerekir. Lahana, mısır ve turp da yenmemelidir.
Tremor
Tıp dilinde tremor denilen titremek, irade dışında meydana gelen bir hastalık belirtisidir. El ve ayak titremesi; daha ziyade, nevroz, isteri veya nevrasteninin belirtisidir. Hafif titremeler, genellikle, guatr, alkolizm, kurşun veya cıva zehirlenmesi ya da ihtiyarlığın işaretidir. Şiddetli titremeler parkinson hastalığı ve uyku hastalığında görülür.
Guatr Hastalığı tedavisi
CERRAHİ TEDAVİ: AMELİYAT |
| |
Zehirli Guatr’da Cerrahi Tedavi: |
Nodülsüz zehirli guatr’da ameliyat bir çok Batı ülkesinde artık terk edilmiştir. Bunun bir çok nedeni vardır. Bunlara örnek olarak; bu hastaların artık daha ekonomik, daha etkili, daha konforlu ve daha kalıcı bir yöntem olan RAI kapsül ile tedavi olanağının bulunmasıdır.
Bu hastalarda ameliyat sonrasında hastalığın tekrarlaması sıktır. Özellikle genç hastalarda tekrarlama şansı çok yüksek, tekrarlama için geçen süre bazen aylarla ifade edilecek kadar kısadır.
Ülkemizde tiroid cerrahisi yapan bir çok cerrah nodülsüz zehirli guatr’da ameliyat seçeneğine artık eskisi kadar sıcak bakmıyor.
Ayrıca, bu hastaların anestezi sırasında kalp sorunları (fibrilasyon) nedeniyle veya tiroid krizi nedeniyle ölümü görülebilen komplikasyonlardandır. Her ne kadar bu hormonlar, ameliyat öncesinde kullanılacak anti-tiroidilaçlarla normale döndürülüp hastalar ondan sonra ameliyata alınsa dahi bu komplikasyon olasılıkları tamamen "sıfır"lanamamaktadır.
Ameliyatlarda görülebilen en yaygın sorun, ses tellerine giden sinirlerin kazaen hasarlanması sonucunda görülen ses kısıklığı ve uyku apnesidir. Ayrıca, tiroid ameliyatlarında bazen görülebilen kalsiyum bezelerinin (parathormon bezeleri) çıkarılması sonucunda hastanın ömür boyunca kalsiyum tableti kullanması gerekebilir. Bu grup sorunlar deneyimli tiroid cerrahları tarafından yapılan ameliyatlarda düşük bir olasılıktır. |
| |
| Sıcak Nodüllerde ve Otonom Sıcak Nodüllerde Cerrahi Tedavi: |
Bu hastalarda nodüle ince iğne aspirasyon biyopsisi yaptıktan sonra RAI kapsül tedavisi yapmak en ekonomik, en konforlu ve en kalıcı yöntem olarak kabul edilmektedir. Ameliyat sonrasında tekrar şansı ve yukarıda ameliyatla ilgili açıklanan diğer hususlar bu grup hastalar için de geçerlidir. |
| |
| Diğer Guatr Türlerinde Cerrahi Tedavi: |
Guatr hastalığının bir çok türünde ameliyat bazen kaçınılmaz olabilir. Soğuk nodüllü hastalarda, eğer hastanın ameliyat olmasına engel yoksa, ameliyat ilk tercih edilen yöntemdir. Ancak hastanın ameliyatı istememesi, hastanın bazı nedenlerle anestezi alamaması durumunda soğuk nodüle ince iğne aspirasyon biyopsisi yapıp uzun süreli yakın takibe almak zorunludur. Burada ayrıt edilmesi gereken en önemli kavram: hastada gerçekten soğuk nodül olup olmadığıdır. Zira, bir çok kez, çok nodüllü guatrlarda, sıcak nodül mevcudiyetinde diğer ılık nodüllerin yanlışlıkla soğuk nodül olarak yorumlanabilmektedir.
Nodülsüz zehirli olmayan guatrlarda ameliyat bir seçenek olmaktan uzaktır. Guatr’ın çok büyük olması durumunda ileri solunum güçlüğü ve estetik kaygılarla yapılması gereken ameliyatlar bu duruma istisna teşkil eder.
Ameliyat sonrasında bırakılan tiroid dokusu ile orantılı olarak hastanın ömür boyunca düşük doz tiroid hormon tedavisi uygulanması gerekir. Aksi halde nodülün ameliyat sonrasında tekrarlaması ve hastanın tiroid hormon yetmezliğinin (hipotiroidizm) yaratacağı sıkıntılarla başbaşa kalması kaçınılmazdır.
Nodüllü guatr ameliyatı sırasında “frozen” yapılarak çıkan materyelde kanser olup olmadığı belirlenmeli ve ameliyat genişliği ona göre ayarlanmalıdır. Kanser çıkan vakalarda tiroid bezesi eksiksiz, tümüyle çıkarılmalıdır.
Hiç bir nodülün “acilen ameliyat” zorunluluğu yoktur. Nodül, bazı hastaların ifade ettiği gibi, “boğazda patlamaz”. Ancak, ameliyat kararı verildikten sonra hasta ve hekim için en uygun en kısa sürede ameliyat gerçekleştirilmelidir. |
| |
Ameliyat Sonrasında Ömür Boyu İlaç Kullanımı Gerekir mi? |
Evet. Ameliyat sırasında genellikle nodülle veya nodüllerle birlikte bir miktar normal doku da çıkarılır. Geriye kalan tiroid dokusu küçülmüş olur. Ayrıca, bazen nodül boyutu ve sayısı o kadar fazladır ki bunlar ameliyatla çıkarıldıktan sonra geriye kalan tiroid dokusu yetersiz kalır. Çıkarılıp alınan tiroid dokusunun normalde salgıladığı kadar tiroid hormonun hastaya eksiksiz olarak ömür boyunca verilmesi zorunludur.
Kaldı ki, ameliyatta az veya çok, ne kadar tiroid dokusu çıkarılırsa çıkarılsın, ameliyat sonrasında nodüllü veya nodülsüz guatrın tekralamaması için ameliyat sonrasında “yeterince” tiroksin hormonu kullanılmalıdır. Ne kadar tiroksin hormonu verilmesi gerektiğine ise, ameliyat sonrasında yapılacak muayene, ultrasonografi, hormon ölçümü ve ameliyatı yapan cerrahın ameliyat raporunun incelenmesi ile karar verilir. Burada en önemli nokta yeterli hormonun verilmesi ve “ince ayarın” yapılmasıdır. Bu hastalar ömür boyunca ilaç kullanmak zorundadır. tedavide kullanılan Tiroid hormonunun standart dozu yoktur. Bu nedenle her hastada yapılacak ölçüm ve takiplerle gerçek ve doğru idame dozu bulunmalıdır. |
| |
UZUN SÜRELİ İLAÇLA TEDAVİ |
| |
| Zehirli Guatr’da İlaçla Tedavi: |
Zehirli guatr’da anti-tiroid ilaçlar (propycil, thyrimazol, vb.) ülkemizde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu ilaçlarla kontrol edilen zehirli guatr hastalarında kısa süre veya uzun süre sonra hormonların yükselmesi (hastalığın tekrarı) söz konusu olur.
Bazı hastalarda hormon düzeyini düşürüp ilacı kestikten bir ay sonra bile hastalık tekrarlarken diğer bazı hastalarda ise 5-10 yıl hiç bir tekrarlama gözlenmeyebiliyor. Nodülsüz zehirli guatr’da bu ilaçlarla hormon düzeyini düşürmek daha zordur. Ayrıca, yine bu grup hastalarda hastalığın ilaç kesildikten sonra tekrarı daha kısa sürede olabilmektedir.
Bu ilaçlarla tedavide geçici ve kalıcı bazı yan etkiler de söz konusu olabilir. Karaciğer fonksiyonlarında bozulma, beyaz kan hücre üretiminde azalma, kaşıntı ve ciltte döküntüler en yaygın olanlarıdır. Bu yan tesirler genellikle ilacın kesilmesinden sonraki 2-6 ayda düzelir ancak yıllarca kullanılması durumunda bu yan tesirler daha ciddi ve kalıcı olabilir. Kaşıntı ve cilt döküntüleri uzun süre devam edebilir.
Bu tedavi kararında akılda tutulması gereken en önemli husus; hastada hormonlar kontrol altına alınması geciktikce ve hastalık uzun sürdükçe zehirli guatr’ın hastanın vücudunda bırakacağı harabiyetin de daha kalıcı ve daha geniş çaplı olacağıdır.
Ayrıca, hastaların şikayetlerini azaltmak amacıyla yukarıdaki ilaçlarlara ilaveten beta bloker türü ilaçlar (örn.Dideral, Beloc) gibi ilaçlar da verilebilir. Bunların da yan etkileri olmakla birlikte hem ilacı kullanmaya devam ettikçe bir süre sonra azalırlar hem de ilacı keser kesmez ortadan kalkarlar. Genellikle kalıcı yan etkileri yoktur.
|
Diğer Guatr Türlerinde İlaçla Tedavi: |
Nodüllü Guatr: |
Soğuk nodülü olmayan, hormon düzeyi normal, nodül boyutu henüz küçük hastalarda uzun süreli “düşük doz supresyon tedavisi” amacıyla tiroksin hormonu kullanılabilir. Bu hastalarda önce ince iğne aspirasyon biyopsisi yaptırıp bu tedaviye ondan sonra başlamak en uygunudur.
Ayrıca; tiroid bezesinin salgıladığı hormon düzeyinin yetersiz olduğu guatr çeşitlerinde de tiroksin hormonunu kullanması gerekir.
Bu amaçla genellikle tiroid bezesinin normalde salgıladığı tiroksin hormonunun sentetik olanı tablet şeklinde kullanılır. Bu ilaçlarda kalıcı yan etki söz konusu olmamakla beraber doz ayarlaması çok önemlidir. Aksi halde hastada adet düzensizliği, çarpıntı ve kilo kaybı da dahil bir çok şikayetler ortaya çıkabilir. |
| |
GUATR TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR? |
Tedavi edilmezse, guatr’ın çeşidine ve tedavi edilmeden ne kadar süre beklendiğine bağlı olarak bazı sonuçları beklemek gerekir. Örneğin zehirli guatr tedavi edilmediği takdirde kalp büyümesi, kalp yetmezliği, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kemik erimesi görülebilir. Soğuk nodüllü guatr ameliyat edilmediği ve İİAB ile kontrol edilmediği takdirde tiroid kanseri riskini görmezlikten gelmiş oluruz. Diğer nodüllü ve nodülsüz guatr’lar tedavi edilmediğinde hem nodül sayısı artabilir hem de mevcut nodüllerin boyutları büyüyebilir. Tiroid hormon yetersizliğinde (hipotiroidizm) ise şişmanlık, kabızlık, kan kolestrol düzeyinin çok yüksek olması kaçınılmaz olup bu durumda kalp hastalıkları olasılığı artar. |
| |
HAMİLELERDE GUATR VE TEDAVİSİ |
Hamilelerde tiroid bezesinin artan vücud ihtiyaçları karşısında biraz daha fazla çalıştığını biliyoruz. Bu fazla çalışma nedeniyle tiroid bezesi normale göre biraz büyür ancak doğumdan sonra lohusalık dönemi bitimiyle beraber tiroid bezesi normale döner. Ayrıca, hamilelerde TSH’ın baskılanması (normalin altına düşmesi) nadir olmayan ve çoğunlukla tedavi gerektirmeyen bir durumdur. Bazen hamilelerde daha önce var olmayan zehirli guatr ortaya çıkabilir. Bu hastalarda 3-5.aylarda düşük, ölü doğum yaygındır Bu durumda tedavi kararı vermek çok zordur. Zira bu hastalarda RAI kapsül tedavisi kullanılmaz. Ameliyat da önerilmez. Ayrıca, anti-tiroid ilaçlar da büyümekte olan bebeğin tiroid bezesine de zarar vereceği ve başka diğer yan tesirler de çıkarabileceği için genelde bu hamilelerin tedavisi bir çok hususu dikkate almayı gerektiren zor bir tıbbi durumdur. Bu tedavinin, bu konuda deneyimli kişi, ekip ve merkezlerce yapılması önerilir.
Hamilelerde tiroid bezesi az çalışması da görülebilir. Bu durumda hamilelik kaçıncı ayında olursa olsun muhakkak tiroksin hormonu ile tedavi yapılmalıdır. Aksi halde bebekte beyin ve omurilik ile ilgili doğumsal sakatlıklar ve doğum sonrasında cücelik ve zeka geriliği ile tiroid hastalıkları ortaya çıkabilir. Artık tüm dünyada kabul edilen bir bilimsel gerçek var: her hamile, her 3 ayda bir tiroid hormon ölçümleri ile tiroid hastalıkları açısından takip edilmelidir. |
| |
İYOTLU TUZ KULLANIMI |
Iyotlu tuz kullanimi bir çok tiroid hastalığının önlenmesinde önemlidir. Ancak, herkesin iyotlu tuz kullanması mümkün ve uygun değildir. bazı tiroid hastalıklarında (örneğin oto-immün tiroidit, zehirli guatr) iyotlu tuz kullanılması uygun değildir. Çocuklarda iyotlu tuz kullanımı çok önemli iken her yetişkin insanın iyotlu tuz kullanması gerektiğini söylemek doğru ve bilimsel değidir. İyotlu tuzun yaygın olarak kullanıldığı toplumlarda tiroid oto-antikorlarının yükseldiği, zehirli guatr oranının arttığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Guatr hastalığı hakkında daha geniş bilgi alabileceğiniz siteler .
|
www.guatr.ca
www.tiro-center.com
www.guatr.org.tr
www.aktolun.com |
| Bu Haber 201 Kez Okundu |
| |